COVID-19 Pandemisi’ne çare Meslek Odalarının seçim sistemini değiştirmek midir?

Cumhurbaşkanlığının İnternet sitesinde “Baro ve Tabip Odaları Gibi Meslek Kuruluşlarının Seçim Usulleri” ara başlığı altında yayımlanan bilgi “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde başlanmış olan ve veya başlama kararı alınıp neticelendirmeyi bekleyen pek çok düzenleme bulunduğunu hatırlatarak, bunlardan birinin de barolar ve tabip odaları başta olmak üzere meslek kuruluşlarının seçim usullerinin yeniden belirlenmesiyle ilgili taslak olduğudur.

Meslek kuruluşlarının seçim yöntemiyle ilgili düzenlemenin aciliyetine ve ehemmiyetine dikkati çeken İktidar Partisi Genel Başkanı Erdoğan, ‘Daha önceki yıllarda bu konuda bir hazırlık yapmış ve belirli bir seviyeye getirmiştik. Bu çalışmayı derhal yeniden ele almalı varsa eksiklerini tamamlayıp en kısa sürede Meclisin takdirine sunmalıyız. (…)’ ifadelerini kullanmıştır.”

Gerçekte de önceki yıllarda, kamu kurumu niteliğindeki Anayasal özerk meslek kuruluşlarının kuruluş yasaları çerçevesindeki faaliyetlerinden, örgütlü toplum yapılarımızdan duyulan rahatsızlık nedeniyle Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla birçok açıklama yapılmış ve yasa değişikliği taslakları hazırlanmıştır.

Bu noktada öncelikle belirtmek isteriz ki demokratik yollarla ele geçirilemeyen özerk demokratik mesleki yapılar, seçim yöntemlerine müdahale ve diğer yollarla bertaraf edip işlevsizleştirmek ve tasfiye edilmek istenmektedir. TMMOB, TBB ve Tabip Odaları’nın  yasal mevzuatlarının değiştirilmesi konusu, bu nedenle sürekli olarak gündeme getirilmektedir.

Yine öncelikle belirtmek isteriz ki bu Anayasal kuruluşlar; ülkemizin yeraltı-yerüstü kaynakları, kentleri, çevresi, doğası, suyu, toprağı, tarımı, peyzajı, yapıları, gıdası, ulaşımı, enerjisi, iletişim altyapısı, madenleri, malzemeleri, sanayisi, bilişim uygulamaları vb. tüm alanlarda korumaya çalıştıkları kamu-toplum yararı ölçütünün tasfiyesi ve her toplumsal alanın bilimsel, hukuksal, sıhhi normlardan arındırılması için hedefe konulmuştur.

Oysa bizlerin bu alanlardaki Anayasa kökenli kuruluş yasalarımız ve özerk kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu işlevlerimiz, Resmi Gazete’de yayımlanmış ana yönetmelik ve diğer yönetmeliklerimizle kamusal, hukuksal hükümlere bağlanmıştır. Bu nedenle tekrar tekrar gündeme getirilen mevzuat değişikliği girişimleri, iktidar uygulamalarında sıklıkla görüldüğü üzere hukuk, Anayasa ve demokrasi dışılığa dayanmakta; idari, hukuksal ve toplumsal normlara güveni azaltarak keyfiyet ve zorbalığa daha fazla kapı aralamaktadır.

Bugün ülkemizde yapılması gereken; hukuk, sağlık ve toplumsal yaşamın bütününü ilgilendiren mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı ve örgütlerini, kısaca Anayasal dayanağı olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını hedef haline getirmek değil; evrensel normları demokratik bir şekilde benimsemek, yerleştirmek, geliştirmek ve ihlal etmemektir. Demokrasiye olan tahammülsüzlüğe ve meslek odalarının demokratik bir şekilde yapılan seçimlerine gösterilen tahammülsüzlüğe bir son verilmelidir.

Bizler, meslek disiplinlerimize ve örgütlerimize yönelik tasfiye edici politikalar ile ülke çapında izlenen belli kesimlerin çıkarına dayalı politikalar ve toplumsal muhalefetin sindirilmesi çabaları arasındaki bağların bilincindeyiz. Cumhuriyete, demokrasiye ve laikliğe olan inancımız tamdır. Bu nedenle; eşitlik, özgürlük, barış ve kardeşlik, güvenceli çalışma yaşamı olmazsa olmazlarımızdır. Ayrıca sosyal hukuk devleti, planlama, sanayileşme, kalkınma, kamusal yarar, kamusal hizmet ve kamusal denetime yönelik mücadelemiz her koşulda sürdürülecektir.

Dünya ve ülkemiz, milyarlarca insanın geçimini, sosyal hayatını ve hepsinden önemlisi sağlığını bedenen ve ruhen sarsan bir pandemi döneminden geçmektedir.

Covid-19 salgını insandan insana olan bulaşıcılığı ve ölümcül etkisi nedeniyle bilimsel verilere dayanan yaygın, kapsamlı ve koordineli tedbirlerin  alınmasını  zorunlu kılmakta ve salgın tedbirlerinde büyük-küçük, yetkili-yetkisiz herkese önemli görevler düşmektedir. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının yanı sıra ülkeyi yönetme yetkisine sahip olanlardan, herhangi bir yetkisi olmayan milyonlarca yurttaşımıza kadar herkesin Pandemi karşısında yapması gereken ödevler vardır. Yurttaşların sosyal mesafeye dikkat etmeleri, bulabilirlerse gerekli yerlerde maske kullanmaları, hijyen kurallarına riayet etmeye devam etmeleri bir zorunluluk ve hatta sorumluluktur.

Dün itibariyle “Baroların ve Tabip odalarının seçim sistemlerini değiştirmenin zamanı geldi”  açıklamasını yapanlara; yasa çıkarma, genelge yayınlama ve ülkeyi bütün kurum ve kuruluşları ile yönetme yetkisini elinde bulunduranlara düşen tarihsel görev ve sorumluluklar ise bunlardan çok daha fazlasını oluşturmaktadır.

Kamu ve özel sağlık kurumlarında kişisel koruyucu ekipmanlara yeterince ve kalitesini düşürmeden erişilmesini sağlamak; hekimlerin ücretsiz izin, maaş kesintisi, işten atılma gibi gerekçelerle mağdur edilmelerini engellemek, hastalık ve vefatları salgın bağlantılı olunca “iş kazası-meslek hastalığı” tespitinde zorluk çıkarmamak hükümetin öncelikli görevleri arasında sayılabilir. Bununla beraber maske takma zorunluluğu getirilen milyonlarca yurttaşımıza maske teminin kaosa neden olmamak ama hepsinden önemlisi milyonlarca işsizin olduğu ülkemizde eklenen yeni işsizlerle birlikte herkesin geçim ve gelecek kaygılarına çare bulmak, mevcut hükümetin temel gündemi olmak zorundadır.

Ülkemiz ve dünyamızda tablo bu biçimde berrak olduğuna göre herkes üzerine düşen görevleri bilmeli, sorumluluklarını yerine getirmeye odaklanmalıdır. Peki, o zaman “tabip odalarının ve baroların seçim sistemlerini değiştireceğiz” açıklamasının mevcut gündemde ve ülkemiz gerçekliğindeki karşılığı nedir?

Öncelikle söylememiz gerekir ki TTB olarak, 81 ili temsil eden 65 tabip odamızla birlikte, 2 yılda bir tabip odasına üye her hekimin doğrudan oy kullanarak yönetimleri belirlediği, hiçbir yöneticisinin ömür boyu yönetici kalmaya yeltenmediği ve yasal olarak da 2 dönem ard arda toplam 4 yıldan fazla yöneticilik yapamadığı ülkemizin ve belki dünyanın en demokratik seçim ve temsil sistemine sahip kurumlarıyız.

Meslek odalarının seçim yöntemleri,  eğer “suni gündem olarak yaratılmıyor ya da ülkemiz demokrasisi içinden çıkamayacağı bir karanlığa doğru itilmek istenmiyorsa” ancak ülkemizdeki kötü seçimlere karşı iyi bir örnek olarak gündeme getirilebilir.

Belediye seçimlerinin tekrar ettirilmesinden, kayyum atanmasına, iktidarın kendi belediye başkanlarını istifa ettirmesinden, sonucu beğenilmeyen genel seçimlerin 5 ay sonra yenilenmesine kadar seçimlere ve sonuçlarına müdahalelerin ülkemiz demokrasisine verdiği zararlar ortadadır. Bu kötü girişimlere, yönetenlere yanlışlarını söylemekten ve iktidarı sorgulamaktan imtina etmedikleri için tabip odalarına, TMMOB ve baroların seçim süreçlerine müdahaleye yeltenmek ülkemizi beşinci sınıf demokrasiler grubuna dâhil etme çabasından öte bir anlam ifade etmemektedir.

Bilinmelidir ki, Türk Tabipleri Birliği on yıllardır bedeller ödeyerek “örgütlü emek sağlıklı toplum” şiarıyla ülkemiz sağlık ve demokrasi mücadelesinde önemli görevler yapmaktadır. Hiç kimsenin ne TTB ve meslek odalarının emeğini ne de ülkemiz demokrasi birikimini yok saymaya hakkı yoktur.

İktidarın “makbul” ve her uygulamasına alkış tutacak TTB, TMMOB ve Baro yönetimi arzusunu anlıyoruz. Ancak bizlerin gerek meslektaşlarımıza ve gerekse de seslerini duyuramayan milyonlarca yurttaşımıza verilmiş sözümüz, hekimliği toplumdan yana ve hiçbir baskı altında kalmadan yapacağımıza dair yeminimiz vardır. Bunun için de bilimsel bilgiye dayalı olarak yanlışa yanlış eksiğe eksik demeyi sürdürüp, toplum yararına yapılması gerekenleri açıklamaya, talep ve takip etmeye devam edeceğiz.

Belki TBMM’deki çoğunluğa güvenilerek Anayasaya ve Uluslararası Sözleşmelere aykırı düzenlemeler yapılabilir. Belki de kağıt üzerinde bu antidemokratik girişimlerin kanunlaşması gerçekleştirilebilir. Kamuoyunun bilmesini isteriz ki; Odalarımız ve TMMOB’a yönelik tutumun nedenleri, ülkemizin emek sömürüsüne dayalı bir rant cumhuriyeti haline gelmesini ve eşitsizliğin bir argümanı olarak görmekteyizdir. Demokrasi ve laikliğin tasfiyesine karşı direncimiz ve bilimsel teknik gerekliliklere bağlılığımız devam edecektir.

İktidarların Meslek Odaları üzerinde oluşturmaya çalıştıkları tasarruflarını her zaman kamusal ve toplumsal yarar ölçeğinde dikkate alıp değerlendirmişizdir. Mesleki-bilimsel- teknik doğrulara dayanarak ülkenin en karanlık dönemlerinde bile çalışmalarımızı yürütmüşüzdür. Akademik Meslek Odaları bağlı meslek odaları olarak; Anayasal güvence, hukukun, insan haklarının ve demokrasinin evrensel normlarına bağlılığımız devam edecektir. Üyelerimizin demokratik iradelerinin ortaya koyduğu güçle, bundan sonra da antidemokratik uygulamalara karşı duracağımızın bilinmesini isteriz.

İktidar Partisi Genel Başkanı’nın Meslek Odalarını Hedef Alması Demokrasi ile Bağdaşmamakta, Üyelerimizin Özgür İradesini Dikkate Almamaktadır.
Ülkemizden, Kamu Yararı Uygulamalarından, Bağımsız Demokratik Mesleki Örgütlülüğümüzden Yana Olan Mücadelemiz Kararlılıkla Sürecektir

Balıkesir Tabip Odası

TMMOB Balıkesir İKK

Balıkesir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası

Balıkesir Barosu

KESK Balıkesir Şubeler Platformu