AŞI KARŞITLIĞI, TOPLUM SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
 
Ülkemizde 2011’de 183 olan aşı yaptırmayan (aşı karşıtı) aile sayısı, 2017 yılında 23 bine ulaşmıştır. 
Toplumumuzda bilimsel düşüncenin geri planda kalmasıyla birlikte aşı yaptırmama ve karşıtı görüşlere inananların sayısı giderek artmaktadır.
 Aşı karşıtı aile sayısı 2011’de 183, 2012’de 387, 2013’te 913, 2014’te bin 370, 2015’te bin 91, 2016’da 11 bin 470 iken, 2017 yılında 23 bine ulaşmıştır.
Enfeksiyon hastalıkları, kişiden kişiye bulaşma özelliği gösterir. Bu nedenle “toplum sağlığını tehdit eden hastalıklar” olarak tanımlanmaktadırlar. 
 Enfeksiyon hastalıklar, zaman zaman epidemi ve pandemilere yol açmış, toplu ölümlere neden olmuştur. 
Aşılar, pek çok enfeksiyon hastalığının önlenmesinde en etkili yöntemdir. Aşılar sadece uygulandıkları kişiyi korumakla kalmaz, aşı yapılmayan veya yapılamayan kişileri de korur. Aşıyla bağışıklık kazanan kişiler enfeksiyon bulaştıramaz, böylece enfeksiyonun toplumda yayılması da engellenir. 
Aşının etkinliği yüzde 95 kabul edildiğinde, yüzde 94 olan bağışıklık eşik değerinin sağlanabilmesi için toplumun yüzde 99’unun aşılanması gerekmektedir.
 Sağlıkta muhafazakârlaşmanın yansımasını yaşıyoruz. Aile çocuğuna aşı yaptırmamayı kişisel bir hak olarak görüyor. Ancak hastalığı bir başkasına bulaştırma riski taşıdığını bilmemekte veya bilse de umursamamaktadır. Oysa bu toplumsal bir sorundur. Bu duruma önlem alması gereken, toplum sağlığından sorumlu olan Sağlık Bakanlığı ne yazık ki üzerine düşeni yapmıyor, sadece izlemekle yetiyor. 
Cumhuriyet döneminin temel yasalarından, en kapsayıcı, en geniş içerikli yasası Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (Genel Sağlık Kanunu) da aşıyı toplumsal bir zorunluluk olarak tanımlamakta, ebeveynlere ve kurumlara sorumluluk yüklemektedir.26.03.2018
 
 
Balıkesir Tabip Odası
    Yönetim Kurulu