09.03.2019 tarihinde Savaştepe'de yapmış olduğumuz Tıbbiyeli Hikmet Anma Töreninde; Savaştepe Tıbbiyeli Hikmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğrencisi Buse Toprak'ın yapmış olduğu konuşma, öğrencimize Balıkesir Tabip Odası olarak teşekkür ediyor, eğitim hayatında başarılar diliyoruz. 

.............................................................................................................................................

 "Bir ulusun ruhu esir edilmedikçe, bir ulusun azim ve iradesi kırılmadıkça o ulusa hâkim   olmanın   olanağı yoktur. Oysa asırların yarattığı ulusal bir ruha, kuvvetli ve daimi bir ulusal   iradeye hiçbir   kuvvet karşı koyamaz." 

Mustafa Kemal Atatürk  

 

TIBBİYELİ HİKMET

Birinci Dünya savaşı sonucunda yenik kabul edilen Osmanlı imparatorluğu itilaf devletleri olarak kabul edilen devletlerce 1918 yılından itibaren işgal edilmeye başlanmıştı. İstanbul hükümeti bu işgaller karşısında çaresiz kalmıştı. Milletin kurtuluşunun yalnızca milletin iradesiyle mümkün olacağını düşünen Mustafa Kemal Atatürk önce Samsun'a çıkmış daha sonra Amasya'ya geçmiş burada yayımladığı genelgeyle kurtuluş savaşının programını belirlemiştir. 

 

Önce Erzurum'da bir kongre toplanmış, Bu kongreden sonra Sivas'ta milli bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştı.

 

Erzurum Kongresi'nde çıkan kararlardan biri de "manda ve himaye kabul edilemez" kararı olmuştur. Çünkü bu süreç içinde gerek İstanbul hükümetince gerekse de milli mücadele içinde yer alan bazı komutanlar tarafından manda ve himayecilik fikri konuşulmaya başlanmıştı. Hatta bu düşünceler basına da yansımış örneğin Yirminci Asır gazetesinde: "Amerikan mandası mı, İngiliz mandası mı?" diye manşet atılmıştı. 

 

Dönemin baskı ve korkularından dolayı Sivas Kongresi'ne 38 delege katılabilmişti. Sivas Kongresi çok ateşli manda tartışmalarıyla başlamış ve meclise öyle bir hava hâkim olmuştu ki Amerikan mandası mı İngiliz mandası mı tartışmaları havada uçuşmaktaydı. Bazı vekiller Amerikan mandacılığı bazıları da İngiliz mandacılığını savunuyorlardı. Bununla beraber mandacılık fikrine karşı gelen ve Tam Bağımsızlık fikrini savunan delegelerimizde bulunmaktaydı.

 

Sivas Kongresi'ne İstanbul delegesi olarak 18 yaşında koca yürekli bir genç ve öğrenci lideri olan Tıbbiyeli Hikmet'te katılmıştı. 1901 yılında Savaştepe'de dünyaya gelen Tıbbiyeli Hikmet, posta-telgraf memurlarından Hakkı Beyin oğludur ve o dönemde tıp fakültesi öğrencisidir.

 

İstanbul işgal altındayken o dönemde adı "Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane" günümüzde ise İstanbul Tıp Fakültesi olan fakülte, İngiliz birlikleri tarafından işgal edilmişti. Okulun kuruluş yıl dönümünü olan 14 Mart 1919'da ise Tıbbiyeli Hikmetin önderliğinde büyük bir gösteri düzenlenmiş, okula Türk Bayrağı asılmış ve bu olay Milli Mücadele'nin fitilini ateşleyen olaylardan biri olmuştu.

 

Bu gösteri ona Sivas Kongresi'nde delege olarak katılma fırsatı vermişti. Bu fırsatı iyi değerlendiren Tıbbiyeli Hikmet kongrenin en aktif üyelerinden biri olmuştu. Anadolu'daki direniş örgütlerinin "Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti "adı altında birleşmesi teklifini veren kişi de Tıbbiyeli Hikmet'tir.

 

Kongrenin 4. oturumunda söz alan Tıbbiyeli Hikmet kongrenin başkanı Mustafa Kemal'e hitaben şu cesur konuşmayı yapar:

 

"Beni Buraya Tıbbiyeliler istiklal davamızı başarmak için gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer bunu kabul edecek kim olursa ona şiddetli bir şekilde karşı çıkarım. Eğer manda fikrini siz kabul ederseniz sizi dahi Milli Mücadele'nin lideri kabul etmem.”

 

Bunun üzerine toplantı salonu bir anda buz kesilir. Mustafa Kemal etrafına döner ve der ki:

 

"Arkadaşlar, gençliği görüyor musunuz? Türk Ulusunun asil kanının ifadesini?

 

Kongrede tarihi bir an yaşanmaktadır. Atatürk'ün Tıbbiyeli Hikmet'e söylediği son cümle şu olmuştur.

 

"Evladım müsterih ol, gençlikle iftihar ediyor ve güveniyorum. Küçük bir azınlık dahi kalsak mandayı kabul etmeyeceğiz. Paralamız tektir ve değişmez:

"Ya istiklal, ya ölüm"

 

Bu konuşmalardan sonra kongrenin havası değişmiş ve mandacılık fikri reddedilmiştir. 

 

Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk tarafından bizzat aranmış fakat paşanın yanındakilerden bazıları onu bulamadıklarını bazıları da şehit olduğunu söylemişlerdir. 

 

Soyadı Kanunu ile Boran soy ismini alan bu genç bazen subay, bazen Anadolu'nun en ücra köşelerinde doktor, bazen ise bağımsızlığın vücut bulmuş halidir. Tıbbiyeli Hikmet 1945'te bağımsız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak mücadelesini verdiği topraklarda hayata gözlerini yummuştur.

 

Ruhu şad olsun.

 

Buse TOPRAK 
Tıbbiyeli Hikmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Savaştepe / Balıkesir 

- 09.03.2019